Dinin Ötesinde Kurs 3
Değerli Arkadaş,
İsa Mesih’in açıkladığı gerçeklerle ilgili olan bu mektuplara devam ettiğiniz için teşekkür ederiz. Dileğimiz de, Rab’bin her konuda sizi aydınlatmasıdır. Bunun için size dualarımızda anıyoruz.
* * *
İSA’NIN DAĞDAKİ KONUŞMASI
ORUÇ
"Oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın. öyle ki, insanlara değil, gizlide olan Babanıza oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir (Matta 6:16-18).
GÖKSEL HAZİNELER
"Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacak. "Bedenin ışığı gözdür. Gözünüz sağlamsa, tüm bedeniniz aydınlık olur. Gözünüz bozuksa, tüm bedeniniz karanlık olur. Buna göre, içinizdeki 'ışık' karanlıksa, ne korkunçtur o karanlık! "Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı'ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz (Matta 6:19-24).
KAYGILANMAYIN
"Bu nedenle size şunu söylüyorum: 'Ne yiyip ne içeceğiz?' diye canınız için, ya da 'Ne giyeceğiz?' diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi? Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Göksel Babanız yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir? Giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler. Ama size şunu söyleyeyim, tüm görkemine rağmen Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi. Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı'nın sizi de giydireceği çok daha kesin değil mi, ey imanı kıt olanlar? "öyleyse, 'Ne yiyeceğiz?' 'Ne içeceğiz?' ya da 'Ne giyeceğiz?' diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa göksel Babanız, tüm bunları gereksindiğinizi bilir. Siz önce O'nun egemenliğinin ve O'ndaki doğruluğun ardından gidin, o zaman size tüm bunlar da verilecektir. Buna göre, yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter (Matta 6:25-34).
BAŞKASINI YARGILAMAYIN
"Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız. Başkasını nasıl yargılarsanız, siz de aynı yoldan yargılanacaksınız. Hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynı ölçek uygulanacak. Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin? Senin gözünde mertek varken nasıl olur da kardeşine, 'İzin ver de gözündeki çöpü çıkarayım' dersin? Seni ikiyüzlü! önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün. "Kutsal olanı köpeklere vermeyin. İncilerinizi domuzların önüne atmayın. Yoksa bunları ayaklarıyla çiğnedikten sonra dönüp sizi parçalayabilirler (Matta 7:1-6).
TANRI'DAN DİLEYİN
"Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır. Hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık ister de ona yılan verir? Sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerde olan Babanızın, kendisinden dileyenlere güzel şeyler vereceği çok daha kesin değil mi? "İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Kutsal Yasa ve peygamberlerin söyledikleri budur (Matta 7:7-12).
DAR KAPI, GENİŞ KAPI
"Dar kapıdan girin. çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ne dar, yol da ne çetindir! Bu yolu bulanlar azdır (Matta 7:13-14).
AĞAÇ VE MEYVASI
"Sahte peygamberlerden sakının! Kuzu postuna bürünerek gelirler size, ama özde yırtıcı kurtlardır. Onları meyvelerinden tanıyacaksınız. Dikenli bitkilerden üzüm, devedikenlerinden incir toplanabilir mi? Bunun gibi, her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir. İyi ağaç kötü meyve veremez. Kötü ağaç da iyi meyve veremez. İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır. Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız. "Beni, 'Rab! Rab!' diye çağıran herkes Göklerin Egemenliğine girecek değildir. Ancak göklerde olan Babamın isteğini yerine getiren girecektir. O Gün birçokları bana diyecekler ki, 'Rab! Rab! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinler kovmadık mı? Senin adınla birçok mucize yapmadık mı?' O zaman ben de onlara açıkça şöyle diyeceğim: 'Ben sizi hiç tanımadım. Çekilin önümden, ey kötülük yapanlar!' (Matta 7:15-23).
SAĞLAM TEMEL, ÇÜRÜK TEMEL
"İşte bu sözlerimi duyup uygulayan herkes, evini kaya üzerinde kuran akıllı adama benzer. Yağmur yağdı, seller yükseldi, yeller esti ve eve saldırdı; ama ev yıkılmadı. çünkü kaya üzerine kurulmuştu. Bu sözlerimi duyup da uygulamayan herkes, evini kum üzerinde kuran budala adama benzer. Yağmur yağdı, seller yükseldi, yeller esti ve eve yüklendi. Ve ev çöktü, korkunç bir şekilde yıkıldı." İsa bu konuşmasını itirince, halk O'nun öğretişine şaşıp kaldı. çünkü onlara kendi din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi ders veriyordu (Matta 7:24-29).
İsa konuşmalarını sadece belirli bir guruba değil, toplumun bütün sınıflarındaki insanlara yöneltmiştir. Yoksul olsun, zengin olsun; cahil olsun, bilgili olsun; dinsiz olsun, dindar olsun, tüm insanlar İsa'dan kendilerine düşen payı almışlardır. öte yandan İsa sözlerini, sadece yaşadığı dönemin insanlarına değil, ama tüm çağlardaki insanlara yöneltmiştir. Bu nedenle Tanrısal sözleri söylerken basit ve direkt bir dil kullanarak bütün evrene hitap etmiştir. İşte, İsa'nın sözlerinin şaşırtıcı olması bu yüzdendir. İnsanlar derin kavramları dile getirmek için genelde karmaşık bir konuşma tarzına başvururlar. Oysa İsa Tanrı'nın sırlarını bize, hepimizin anlayabileceği bir derinlikte ve incelikte anlatmıştır. Ruhsal konuları başka hiçbir kimse bu ölçüde anlaşılır olarak anlatmış değildir. Çünkü, İsa bu konuşmasını bitirince, halk O'nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara kendi din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi ders veriyordu (Matta 7:28-29). İsa, Tanrı'nın öz düşünce ve isteklerini süslü ve anlaşılmaz uzun sözlerle değil, yetkili ve yaşam verici sözlerle açıklar. İşte Tanrı'ya bu yetkili ve yaşam verici sözler sayesinde yaklaşabilir, O'nu tanıyabiliriz. İsa'nın sözleri ne kadar anlaşılır ve basit ise, iman eden kimseler için Tanrı'yı tanımak da o kadar basit ve kolaydır.
Tanrısal Sözlerin bir özelliği de, insana günahlarını göstermesidir. Bize yüreğimizi, hayatımızdaki günah ve zayıflıkları gösterir. çünkü, Tanrı'nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı her kılıçtan keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini ve amaçlarını da yargılar (İbraniler 4:12).
İsa Kutsal Yazıların gücü ve önemini bildiğinden, Tevrat, Zebur ve Peygamberlerin yazılarının geçerli olduklarını şöyle vurguladı: ‘Kutsal Yasa'yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek’ (Matta 5:17-18).
Tanrı'nın Sözleri diri ve etkili ise, bunların sadece yazıldığı çağ için geçerli olduklarını düşünmek büyük bir hata olur. Tanrı, bu Sözlerini dünyanın sonuna kadar bozulmadan koruyabilecek güçtedir. Tanrı'nın eski çağlarda söylediği Sözlerinin bugün artık geçersiz ve hükümsüz olduklarını söylemek kolaysa da, bunu hiç kimse ispatlayamaz. Kur'an kendisinden önceki yazılmış kitapların İ.S. 6. yüzyılda geçerli olduklarına tanıklık eder. Gerçekten Kur'an'da bile, Tevrat, Zebur ve İncil'in değiştirildiklerini söyleyen tek bir söz dahi yoktur. Tam tersine bütün inananları Tevrat, Zebur ve İncil'i okumaları yönünde teşvik eder. Tanrı'nın önceki Kutsal Yazılarının değiştirilmiş olduğunu bilgisizce iddia ediyorsak, çok dikkat etmeliyiz. şunu bilmeliyiz ki, Tanrı'nın Sözleri hiçbir zaman eksik ya da fazla olmamıştır. Yüce Tanrı günahlı ve ölümlü insanlar gibi yeni şeyler öğrenmez. O bilgide ve tecrübede tamdır, mükemmeldir. Bu nedenle O'nun Sözleri de tam ve mükemmeldirler! Kutsal Yazıların yersel insanlar tarafından bozulup değiştirildiğini iddia etmek, yanılgı ve yalanların gerçekten en büyüğüdür. Kutsal ve gücü her şeyin üstünde olan yüce Tanrı, Sözlerinin bozulmalarına hiçbir zaman izin vermemiştir ve vermez! Nitekim Tanrı, bu Sözlerini Kendisinin koruyacağını kerelerce vaat etmiştir. Bütün bu vaatlere rağmen Tanrı'nın kitapları günahlı ve ölümlü insanlar tarafından değiştirilebilmişler ise, Tanrı'nın korumak için verdiği vaat hani nerede? O zaman Tanrı, vermiş olduğu sözü tutamamış demektir. Biz böyle bir iddiayı kabul edemeyiz. Çünkü böyle bir iddia yüce ve Kutsal olan Tanrı'yı dalgınlık ve güçsüzlük ile nitelemek olur ki, Tanrı'nın varlığına inanan aklı başında herhangi bir kimsenin bu yalanı destekleyeceğini hiç zannetmiyoruz. Tekrar edelim:
‘Kutsal Yasa'yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim. Size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek’ (Matta 5:17-18).
Tevrat ve Peygamberlerin Yazıları için geçerli olan sözler, İncil için de geçerlidirler. Nitekim İsa şöyle demiştir: ‘Gök ve yer ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır’ (Matta 24:35).
İsa'nın, Kendisinden önceki Kutsal Yazıları iptal etmeye gelmediğini biraz önce gördük. Evet, O iptal etmeye değil, tamamlamaya geldi. Yani Tanrı'dan gelen duyuruları hem en derin anlamına ulaştırmaya, hem de onları eksiksiz bir şekilde tamamlamaya geldi. Tevrat ile Peygamberlerin yazılarında şu sözler yazılıdır: ‘Oyma putlara ibadet etmeyeceksin...’ Bunlar temel buyruklardır. Bu temel buyruklar İsa'nın zamanından yüzlerce yıl önce geçerli olmakla birlikte, İsa geldiğinde ortadan kaldırılmamışlar, tam tersine İsa'nın şu sözleriyle en mükemmel şekillerine dönüştürülmüşlerdir:
‘Göksel Babanız yetkin (kâmil) olduğu gibi siz de yetkin olun... Hem Tanrı'ya hem paraya kulluk edemezsiniz. çünkü hazineniz neredeyse yüreğiniz de orada olacak’. Yine şöyle yazılıdır: ‘çünkü Tanrı'ya isyan falcılık suçu gibidir ve inatçılık putperestlik gibidir’ ve ‘...İç varlığınızın dünyasal yönlerini...’ putperestlik demek olan açgözlülüğü öldürün. Bu aşamada, mektubumuzun başında sıraladığımız İncil'den yapılan alıntıları bir daha okumanız iyi olacak. Orada öfke ile cinayetin; pis arzular ile zinanın; Tanrı adına ant içmekle küfürün birbirleriyle karşılaştırılışlarını görüyoruz. Tanrı buradaki sözlerle bize karşı işlenen kötülüklerden öç almamamızı, tersine onları bağışlayarak sevmemizi istiyor. Tapınmamızın ikiyüzlü ve gösterişli olmamasını; yoksullara vereceğimiz sadakanın, Tanrı'ya edeceğimiz duanın ve O'nun önünde tutacağımız orucun karşılık beklemeden ve gizlide yapılmasını söylüyor.
Para, yiyecek ve oturacak ev gibi temel ihtiyaçlarımızın karşılanmasında bütünüyle Kendisine güvenmemizi bekliyor. Yanıt alıp çare bulan duanın nasıl edileceğini yine bu sözlerde okuyoruz. İnsanın komşusuna karşı dedikodu, yargı ve eleştirisi olmayan gerçek sevgiyi bu sözlerde buluyoruz. ‘İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız siz de onlara öyle davranın.’ Kutsal Yasa ve Peygamberlerin söyledikleri budur, sözüyle yine bu kesimde karşılaşıyoruz.
Bütün bunları okuyan bir kimse kendisini suçsuz görerek kendi çabasıyla Tanrı'yı hoşnut edebileceğini düşünebilir mi? Hayır. İşte İsa, yaşadığı dönemin tutucu din adamlarının kısıtladıkları, çarptırarak yorumladıkları şeriat kurallarını en mükemmel şekline getirmiştir. İsa bize burada şunu öğretmek istiyor: Sadece namaz kılıp dua etmek, Tanrı'nın buyruğunu yerine getirmek demek değildir. Bizden istenilen şey, hem Tanrı'nın hem de insanların önünde yüreğimizin tam anlamıyla saf ve temiz olmasıdır. Bu yol, biraz önce de okuduğumuz gibi son derece dar ve çetin bir yoldur. Bu durumu kendi görüş açımızdan değerlendirecek olursak, kendimizi güçsüz ve bir çıkmaz içinde buluruz. çünkü kendi gücümüzle Tanrı'yı hiçbir zaman hoşnut edemeyeceğimiz, ömrümüzde hayatın gerçek anlamına kavuşamayacağımız bir gerçektir.
Peki, Tanrı bu durumu nasıl değerlendiriyor? Biz insanlar için bir çıkış yolu, bir çare hazırlamış mıdır? İsa bize çözüm yolunu, ‘Dar kapıdan girin’ demekle göstermiştir. Herhalde dikkatinizi çekmiştir: Bu dar ve çetin yolda yürümeden önce ilkin o dar kapıdan içeriye girmemiz gerekiyor. Peki, kapı ile yol arasında bir fark var mıdır? Bir fark varsa o kadar önemli midir? Evet bir fark vardır, hem de çok önemli bir fark. Gördüğümüz gibi Tanrı'nın bizden istediği kutsallık ölçütü oldukça yüksektir ve oraya tek başımıza erişemeyiz. çünkü bir önceki mektubumuzda görmüş olduğumuz gibi, Tanrı'dan uzak yaşadığımız ya da O'nu tam olarak bilemediğimiz için, yüreğimiz kötülüğe eğilimli bir durumdadır. Bu yüzden yüreğimizin kutsallık konusundaki zayıflığının kesin bir şekilde ortadan kaldırılması gerekmektedir. Tanrı bu çözümü ilkin suçumuzu bağışlamakla sağlamıştır. İşlenen her bir suçun karşılığında bir ceza verileceğini belirleyen Tanrı, günahlı insanı cehenneme göndermeden önce, bu cezanın çekilmiş olduğunu gösteren bir tasarı hazırlamıştır. Bu tasarı insanlar tarafından ortaya atılmış bir inanç sistemi değildir. Tersine, yüce Tanrı'nın ezel¯ vakitlerden beri tasarlayıp İsa ile yürürlüğe koyduğu yüce bir kurtuluş yoludur. Hiç kimsenin aklına gelmeyen bu yol, hem günahlarımızı sonsuza dek bağışlamakta, hem de Tanrı'nın yüce adaletini yerine getirmektedir. Bu eşsiz yol, aynı zamanda Kendisi sevgi olan Tanrı'nın günahlı insanlara olan eşsiz sevgisinin bir göstergesidir. İsa büyük bir yetkiyle şöyle demiştir:
‘Kapı Ben'im. Bir kimse Benim aracılığımla girerse kurtulur. Girer, çıkar ve otlak bulur. Hırsız ancak çalıp öldürmek ve yok etmek için gelir. Bense insanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye geldim. Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir... Canımı tekrar geri almak üzere veririm. Bunun için Baba beni sever. Canımı kimse benden alamaz; Ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var. Bu buyruğu Babamdan aldım’ (Yuhanna 10:9-11, 17-18).
İsa koyunları, yani bizim uğrumuza canını verme buyruğunu Tanrı'dan almıştır. Bu, kötü güçlerin ya da insanların Tanrı'ya karşı kazandıkları bir başarı değil, tam tersine Tanrı'nın kötülüğe ve şeytan'a karşı kazandığı üstün bir zaferdir. ‘Çünkü O'nun (İsa'nın) ölüme tutsak olması mümkün değildir. İsa her insanın günahı için kurban edilen Tanrı Kuzusudur. ölümüyle, günahlarımızın gerektirdiği cezayı Kendi üzerine almış, ölümden dirilişiyle de günahın neden olduğu ölümü yenerek iptal etmiştir. İsa aracılığıyla Tanrı'ya sığınan insan hem günahlarının bağışına, hem de Tanrı'nın huzurunda sonsuz yaşama kavuşur. Tıpkı bir önceki mektuptaki kaybolan oğul gibi tekrar babasına geri döner. İsa'ya iman eden kişi kurtulur. Girer, çıkar bol ruhsal gıda bulur. Yaşama, hem de bol ve zengin bir yaşama sahip olur. Başlangıçta yol dar ve çetin görünse de içeri girildikten sonra dünyalara değer bir yaşam pınarıdır! Peki bu yaşam pınarına gidebilmemiz için bizden istenilen şartlar nelerdir? İsa bu şartları şöyle sıralıyor: ‘Tövbe edin, Müjde'ye iman edin.’ Yani günahlarınızdan dönerek Tanrı'nın gösterdiği kurtuluş yolunu kabul edin. Artık kendi bildiğinizce değil, fakat İsa'nın peşinden yürüyün. Mutsuzluğunuzu mutluluğa dönüştürün. İster yoksul ister zengin olun, ister sıkıntıda ister rahatlıkta olun, Tanrı'nın bir lütfu olan bu göksel mutluluğa gelin. Yaşama götüren bu dar kapıdan giren kimselerde görülen bazı özellikler şunlardır: Ruhta fakirdirler, yumuşak huyludurlar. Doğruluğa susarlar, merhametlidirler ve yürekleri temizdir. Bunlar İsa uğrunda sövülmeye, zulüm görmeye her an razıdırlar ve daima İsa'nın sözünü uygulamak isterler. Kendi benliklerinde iyi bir şeyin barınmadığını bilerek her durumda Tanrı'nın merhametine ve gücüne sığınırlar. Kurtulmak için sevap işlemek ve iyi işler yapmak zorunda değildirler. çünkü İsa'ya iman etmekle kurtulmuş oldukları için, iyi işlerde bulunmaları onların bir kurtuluş çabası değil, ama kurtulduklarını sevinçle yaşamalarıdır. Böyle inanan kimseler böyle kesin bir kurtuluş sağladığı için İsa'ya sürekli minnettardırlar. İşte, Dağdaki Büyük Vaaz'da İsa'nın söylemek istedikleri kısaca bunlardır.