Dinin Ötesinde Kurs 5

 

 

Değerli arkadaş,

 

Nihayet "Dinin Ötesinde" serisinin son dersine geldik. Bundan önceki dört kursta şu konuları ele almıştık:

1. İsa Mesih'in kimliği ve yaşamı.
2. Baba Tanrı’ya kavuşma ihtiyacımız.
3. İsa Kutsal Yasa'mın (şeriatın) ruhsal anlamını aydınlatır. Yasa karşısındaki suçluluğumuz bir Kurtarıcı’yı gerektirir.
4. İsa'nın ölümü ve dirilişiyle gereken bu kurtuluş sağlandı.

Bu durumda, "İsa'ya bağlanan kişi nasıl yaşamalı?", "Kutsal Kitab'a göre gerçek bir Mesih inanlısının belirtileri ve özellikleri nelerdir?" şeklindeki sorulara cevap bulmamız gerek.

Günümüzde, bir çok yönden saptırılan 'Mesih inanlısı' ya da 'Hıristiyan' kelimesinin genel anlamı, halkın düşüncesinde esaslarından, yani İncil'deki gerçeklerden çok uzaktır. Konuyla ilgili olarak Tanrı'nın anlayışını kavramaya çalışmamız gerek. En iyisi ilk Mesih inanlıları hakkında İncil'deki kaydın iki bölümünü okuyalım:

 

* * *

 

İSA MESİH İNANLILARI

 

Elçilerin İşleri Bölüm 1 ve 2

‘Ey Teofilos, İlk kitabımda İsa'nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi, seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruklar verip yukarı alındığı güne dek olanları yazmıştım. İsa, ölüm acısını çektikten sonra birçok inandırıcı kanıtlarla elçilere dirilmiş olduğunu gösterdi. Kırk gün süreyle onlara görünerek Tanrı'nın Egemenliğine dair konuştu. Kendileriyle birlikteyken onlara şu buyruğu vermişti: "Kudüs'ten ayrılmayın, Baba'nın vermiş olduğu ve benden duyduğunuz sözün gerçekleşmesini bekleyin. Şöyle ki, Yahya suyla vaftiz etti, ama sizler birkaç güne kadar Kutsal Ruh'la vaftiz edileceksiniz."

İsa göğe alınıyor elçiler bir araya geldiklerinde İsa'ya şunu sordular: "Rab, İsrail'e egemenliği şimdi mi geri vereceksin?"

İsa onlara, "Baba'nın kendi yetkisiyle belirlemiş olduğu zamanları ve tarihleri sizin bilmenize izin yoktur" karşılığını verdi. "Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Kudüs'te, tüm Yahudiye ve Samiriye'de ve dünyanın dört bir bucağında benim tanıklarım olacaksınız."

İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O'nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı. İsa giderken onlar gözlerini göğe dikmiş akıyorlardı. Tam o sırada beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında beliriverdi. "Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?" diye sordular. "Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir." 

 

MATİYA YAHUDA'NIN YERİNE SEÇİLİYOR

Bundan sonra elçiler, Kudüs'ten yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin dağından Kudüs'e döndüler. Kente girince kalmakta oldukları eve gidip üst kattaki odaya çıktılar. Petrus, Yuhanna, Yakup, Andreya, Filipus, Tomas, Bartalmay, Matta, Alfay oğlu Yakup, Yurtsever Simun ve Yakup oğlu Yahuda oradaydı. Bunların hepsi, İsa'nın annesi Meryem, diğer kadınlar ve İsa'nın kardeşleriyle tam bir birlik içinde sürekli dua ediyorlardı.

O günlerde Petrus, yaklaşık yüz yirmi kardeşten oluşan bir topluluğun ortasında ayağa kalkıp şöyle konuştu: "Kardeşler, Kutsal Ruh'un, İsa'yı tutuklayanlara kılavuzluk eden Yahuda ile ilgili olarak Davud'un ağzıyla önceden bildirdiği Kutsal Yazı'nın yerine gelmesi gerekiyordu. Yahuda bizden biri sayılmış ve bu hizmette yerini almıştı."

Bu adam, yaptığı kötülüğün karşılığında aldığı ücretle bir tarla satın alındı. Sonra baş aşağı düştü, bedeni yarıldı ve bütün bağırsakları dışarı döküldü. Kudüs'te yaşayan herkes olayı duydu. Tarlaya kendi dillerinde "Kan tarlası" anlamına gelen 'Hakeldema` adını verdiler.

"Nitekim Mezmurlar kitabında şöyle yazılmıştır" dedi Petrus.

"O'nun konutu boş bırakılsın, içinde kimse oturmasın." Ve, 'O'nun görevini bir başkası üstlensin.' "Buna göre, Yahya'nın vaftiz döneminden başlayarak Rab İsa'nın, aramızdan yukarı alındığı güne değin bizimle birlikte geçirdiği bütün süre boyunca yanımızda bulunmuş olan adamlardan birinin, İsa'nın dirilişine tanıklık etmek üzere bize katılması gerekir."

Böylece iki kişiyi, Barsaba denilen ve Yustus olarak da bilinen Yusuf ile Matiya'yı önerdiler. Sonra şöyle dua ettiler: "Ya Rab, sen herkesin yüreğini bilirsin. Yahuda'nın, ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu iki kişiden hangisini seçtiğini göster bize." Ardından bu iki kişiye kura çektirdiler; kura Matiya'ya çıktı.

Böylelikle Matiya on bir elçiye katıldı.

 

KUTSAL RUH'UN GELİŞİ

2 Pentikost günü geldiğinde bütün imanlılar bir arada bulunuyordu. Ansızın gökten güçlü bir yelin esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu. Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler. İmanlıların hepsi Kutsal Ruh'la doldular. Ruh'un onları konuşturduğu yabancı dillerde konuşmaya başladılar.

O sırada Kudüs'te, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu. Bunlar sesi işittikleri zaman büyük bir kalabalık halinde toplandılar. Her biri kendi dilinde konuşulduğunu duyunca şaşakaldılar. Hayret ve şaşkınlık içinde, "Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?" diye sordular. "Nasıl oluyor da her birimiz kendi ana dilimizi işitiyoruz? Aramızda Partlar, Medler, Elamlılar var.

Mezopotamya'da, Yahudiye ve Kapadokya'da, Pontus ve Asya'da, Frikya ve Pamfilya'da, Mısır ve Libya'nın Kirene'ye yakın bölgelerinde yaşayanlar var. Hem öz Yahudi hem de Yahudiliğe dönme Romalı konuklar, Giritliler ve Araplar var aramızda. Ama her birimiz Tanrı'nın büyük işlerinin kendi dilimizde konuşulduğunu işitiyoruz."

Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, "Bunun anlamı ne?" diye sordular. Başkalarıysa, "Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış" diye alay ettiler.

 

PETRUS'UN KONUŞMASI

Bunun üzerine Onbirlerle birlikte ayağa kalkan Petrus yüksek sesle kalabalığa şöyle seslendi: "Ey Yahudiler ve Kudüs'te bulunan herkes, bu durumu size açıklıyayım. Sözlerime kulak verin. Bu adamlar, sandığınız gibi sarhoş değiller. Saat daha sabahın dokuzu! bu gördüğünüz, Yoel peygamber aracılığıyla önceden bildirilen olaydır: 'Son günlerde, diyor Tanrı, tüm insanların üzerine Ruhumdan dökeceğim. Oğullarınız ve kızlarınız peygamberlik edecekler. Gençleriniz görümler görecek, yaşlılarınız da düşler görecekler. O günlerde gerek erkek gerek kadın, kullarımın üzerine de Ruhumdan dökeceğim, onlar da peygamberlik edecekler. Yukarıda, gökyüzünde harikalar yaratacağım. Aşağıda, yeryüzünde belirtiler, kan, ateş ve duman bulutları görülecek, Rab'bin büyük ve görkemli günü gelmeden önce güneş karanlığa, ay da kan rengine dönecek. O zaman Rab'be yakaran herkes kurtulacaktır.'

Ey İsraillier, şu sözleri dinleyin: bildiğiniz gibi Nasıralı İsa, Tanrı'nın, kendisi aracılığıyla aranızda yaptığı mucizeler, harikalar ve belirtilerle kimliği kanıtlanmış bir kişidir. Tanrı'nın önceden belirlenmiş amacı ve önbilgisi uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz. Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek O'nu diriltti. çünkü O'nun ölüme tutsak kalması olanaksızdı. O'nunla ilgili olarak Davut şöyle der: 'Rab'bi her zaman önümde gördüm, O benim sağımda durduğu için sarsılmam. Bu nedenle yüreğim mutlu, dilim sevinçlidir. Dahası, bedenim de umut içinde yaşayacak. çünkü sen canımı ölüler diyarına terketmeyeceksin, Kutsalını çürümeye bırakmayacaksın Yaşam yollarını bana öğrettin; varlığınla beni sevinçle dolduracaksın.'

Kardeşler, size açıkça söyleyebilirim ki, büyük atamız Davut öldü, gömüldü, mezarı da bugüne dek burada duruyor. Davut bir peygamberdi ve soyundan gelen birini tahtına oturtacağına dair Tanrı'nın kendisine bir antla söz verdiğini biliyordu. Geleceği görerek Mesih'in ölümden dirilişine ilişkin şunları söyledi: 'O, ölüler diyarına terkedilmedi, bedeni de çürümedi.' Tanrı bu İsa'yı ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanıklarıyız. O, Tanrı'nın sağına yüceltilmiş, vaadedilen Kutsal Ruh'u Baba'dan almış ve şimdi gördüğünüz ve işittiğiniz gibi, bu Ruh'u üzerimize dökmüştür. Davut, kendisi göklere çıkmadığı halde şöyle der: 'Rab Rabbime dedi ki, Ben düşmanlarını senin ayaklarının altına serinceye dek, sağımda otur.'

Böylelikle tüm İsrail halkı şunu kesinlikle bilsin: Tanrı, sizin çarmıha gerdiğiniz bu İsa'yı hem Rab hem Mesih yapmıştır."

Bu sözleri duyanlar, yüreklerine bir hançer saplanmış gibi oldular. Petrus ve öbür elçilere, "Kardeşler, ne yapmalıyız?" diye sordular.

Petrus onlara şu karşılığı verdi: "Günahlarınızın bağışlanması için tövbe edin, her biriniz İsa Mesih'in adıyla vaftiz olsun. Böylece, Kutsal Ruh armağanını alacaksınız. Bu vaat size, çocuklarınıza ve uzakta olanların hepsine, Tanrımız olan Rab'bin kendisine çağıracağı herkese yöneliktir."

Petrus daha birçok sözlerle onları uyardı. "Kendinizi bu sapık kuşaktan kurtarın!" diye yalvardı. Onun sözünü benimseyenler vaftiz oldu. O gün yaklaşık üç bin kişi topluluğa katıldı. Bunlar kendilerini elçilerin öğretişine, beraberliğe, ekmek bölmeye ve duaya adadılar. İmanlılar arasındaki birlik inanmayanları bir korku sarmıştı. Elçilerin aracılığıyla birçok harikalar ve mucizeler yapılıyordu. İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı. Mallarını mülklerini satıyor ve bunun parasını herkese ihtiyacına göre dağıtıyorlardı. Her gün tapınakta toplanmaya devam eden imanlılar, kendi evlerinde de ekmek bölüp içten bir sevinç ve sadelikle yemek yiyor ve Tanrı'yı övüyorlardı. Tüm halkın beğenisini kazanmışlardı. Rab de her gün yeni kurtulanları onların arasına katıyordu.

 


 

Yüce Tanrı insanı yarattığında, İnsanlık tarihindeki olaylar zincirini de önceden saptamıştır. özellikle insanların Kendisine dönmeleri konusunda verdiği çağrıyla ilgili olarak belirli çağlar ve dönemler belirlemiştir.

İsa'nın dünyanın sonu için yeryüzüne tekrar geleceği bilinen bir gerçektir. Yüce Tanrı İsa'nın göğe alınışıyla yeryüzüne tekrar gelişi arasındaki bu dönem içerisinde ne gibi ruhsal bir düzen yaşanacağını belirleyerek bunu yürürlüğe koymuştur.

İsa yeryüzünden ayrıldıktan sonra izleyicilerini kendi başlarına yapayalnız bırakmadı. O Tanrı'nın Sözü olarak isteğini insanlara bildirmeye gelmişti. Bunu hem yeryüzünde yerine getirmiş, hem de yeryüzünden ayrıldıktan sonra devam ettirilmesini sağlamıştı.

Biraz önce okuduğumuz sözlerde İsa buyruklarını seçmiş olduğu elçilere emanet ederek onları kendi öğretişinin, ölümü ve dirilişinin tanıkları olmakla görevlendirdi. İsa'nın izleyicileri hangi çağda yaşamışlarsa bu görevi bağlılıkla yerine getirmişlerdir. Bu görevi yerine getirebilmeleri için kendi güçlerinin çok üstünde, göksel bir güç, Kutsal Ruh'un gücünü almışlardır. Kutsal Yazılar'da "Tanrı'nın yardımcıları" olarak adlandırılan bu elçiler öylesine önemli bir görev üstlenmişlerdi ki, onların yapacakları şeyler yüzlerce yıl öncesinden peygamberler tarafından göksel vahiy yoluyla Kutsal Yazılar'a geçirilmişti.

Biraz önce okuduğumuz sözlerde Davut Peygamber`in Yahuda'nın ihaneti ve onun görevini başka birinin üstlenmesi konusuyla ilgili yazılarını Zebur'dan aldığımız alıntılardan görmüştük. İsa öğrencilerinin öğretişlerinin, üzerine inanlıların kurulacağı sağlam bir temel görevi göreceğini bildirmiştir. Nitekim Tanrı Kutsal İncil'in Vahiy kitabında, imanlıların son günlerdeki durumunu görkemli bir kente benzeterek şöyle demiştir:

"Kenti çevreleyen surların on iki temeli vardı. Bunların üzerinde Kuzu'nun (İsa'nın) on iki elçisinin adları yazılıydı.” İşte elçi dediğimiz Resuller Tanrı'nın ezeli tasarısına göre Kutsal Ruh'un kılavuzluğuyla İsa ile ilgili iyi haberi, yani İncil'i kaleme aldılar. İncil ilk yazıldığında Kutsal Ruh'un esiniyle nasıl yazılmışsa, hiç değişmeden günümüze kadar da aynen korunagelmiştir. Her ne kadar İblis bu gerçeği yalanlamaya çalışsa da, Tanrı'nın bu değişmez gerçeği asla örtülemeyecektir. İncil'i okuyan kişi, İsa ile ilgili bütün gerçekleri oradan öğrenebilir. Bugün 27 bölümden oluşan Kutsal İncil kitabı, Tanrı'nın Kendisini insanlara aracılığıyla açıkladığı İsa Mesih'le ilgili bilgilerin en güvenilir kayıtlarını içerir.

İsa göğe alınmazdan kısa bir zaman önce şöyle demişti:

 

"Baba'nın vermiş olduğu ve benden duyduğunuz sözün gerçekleşmesini bekleyin. Şöyle ki Yahya suyla vaftiz etti, ama sizler birkaç güne kadar Kutsal Ruh'la vaftiz edileceksiniz.”

 

Bu sözlerin o günlerdeki inanlılar topluluğunu oluşturan yüz yirmi kişi üzerinde nasıl gerçekleştiğini biraz önce okuduk. Tanrı'nın bütün girişimlerinde olduğu gibi bu olay da yüzlerce yıl öncesinden peygamberlerce bildirilmişti. Bu nedenle Resul Petrus konuşmasının başında, "Tanrı'nın önceden belirlemiş amacı ve önbilgisi uyarınca...” demekle, bu önbildirileri şu iki açıdan değerlendiriyordu.

 

1- Davut Peygamber açısından, İsa 'nın ölümü ve dirilişiyle ilgili önbildiriler,

2- Yoel Peygamber açısından, İsa Mesih'in adına iman edip günahlarının bağışını elde eden ve Kutsal Ruh'un armağanını alan imanlılarla ilgili önbildiriler,

 

Peygamberler İsa'nın ölümü ve dirilişi aracılığıyla günahların bağışını yüzlerce yıl öncesinden nasıl bildirdilerse, Kutsal Ruh'un inanlılar üzerine gelişini de, İ.ö. 7. yüzyıldan itibaren, başta Yeremya Peygamber olmak üzere Hezekiel, Yoel ve Yahya Peygamber önemle bildirmişlerdir. Bu açıdan, Tanrı bu olayların kesinliğini son derece belirgin bir şekilde vurgulamış bulunmaktadır.

Buradan anlaşılmaktadır ki, İsa izleyicisi olmak herhangi bir dinin kurallarını bırakıp başka bir dinin kurallarını kabul etmek değildir. Nitekim Yahudiler kendi dinlerini bırakıp Hıristiyanlık adı altında başka bir din kabul etmeye çağrılmadılar. Biz de sizi, yerine getirmeye çalıştığınız din kurallarını bırakıp Hıristiyan kurallarını yerine getirmeye çağırmıyoruz. İsa'nın bir izleyicisi olmak, milliyetçilik ile de ilgili değildir. İsa'ya iman eden bir Türk türklüğünü hiçbir zaman kaybetmez. Bir inancı benimsemek ile belirli bir millete ait olmak ayrı şeylerdir. Bu gerçeği vatandaşlarımız sık sık karıştırmaktadır. İsa Mesih'e iman eden bir Türk'ün artık bir Türk olamayacağını ve Türkiye'de yaşayamayacağını söyleyenleri çok duydum. Böyle düşünceler bütünüyle sevgisizlikten ve cahillikten kaynaklanır. Bunun gerisinde ayrıca büyük bir gurur ve önyargı da bulunmaktadır. Bir Türk Hıristiyan da olabilir, putperest te olabilir. TüRKLüK = MüSLüMANLIK düşüncesi kesinlikle yanlıştır.

İsa'nın bir izleyicisi olmak, diri Tanrı'yla kurulan yeni, kişisel, koparılmaz, ruhsal ve gerçek bir ilişkidir. Bu ruhsal ilişki, dinin her kuralının ötesinde bir ilişkidir. Bu ilişki, Tanrı'nın mühürü olan Kutsal Ruh'la kesinleştirilmiştir.

"Hıristiyan ya da kilise derken aklınıza ilkin ne geliyor? Biraz önce sıralamıştım! Papazlar, Engizisyon mahkemeleri, manastırlar, rahibeler, haçlı seferleri, gösterişli büyük kilise binaları, binbir çeşit heykel ve resimler, v.s v.s. Bununla birlikte aklımıza korku altında, yanılgı içinde yaşayan, bir takım efsanelere kapılmış, gösterişli ve karmaşık ayinler uygulayan batıl inançlı kişiler geliyor. Hıristiyan öğretişlerinin dinsel konseylerde uydurulduğu öğretisini ülkemizdeki kaynak kitaplardan az mı okuduk? İsa'nın tövbe çağrısının tahrif edilmiş, annesi Hz. Meryem'in bir Tanrıça durumuna getirilmiş ve sıradan imanlıların birer aziz diye yüceltilmiş olduklarını düşünmüyor muyuz?

Saydığım bu eleştiriler haksız birer eleştiri değildir ve de İsa'nın gerçek mesajıyla ve İncil'in öğretişleriyle kesinlikle uyum içerisinde değildir. İncil'in dışındaki bu tür şeyler kurtuluş müjdesinden yoksundur. Bu şeylerde Tanrı'nın İsa Mesih'te hazırlayıp sunduğu sonsuz kurtuluş armağanını göremezsiniz. Kalıplaşmış Hıristiyan geleneklerinin bir çoğu Tanrı'nın insanlara göstermek istediği sevginin çok ötesinde ve tamamen apayrı bir görünüme bürünmüş üzücü görünümlerdir. Biz bunlara "İsmen Hıristiyan ya da sözde Hıristiyan" deriz. Bu sahte Hıristiyanlar sadece İsa'nın gerçek öğretişlerini reddetmekle kalmamışlar, ama gerçek Mesih imanlılarına akla gelmedik işkence ve baskılar yaparak birçoklarını öldürmüşlerdir. Bunlar sevgiden yoksun olarak sevgiye düşmandırlar.

İlkel zamanlardan bu yana yayılagelen putperestlik inançları Tanrı'nın tek bir Tanrı olduğu gerçeğini nasıl geçersiz kılamadıysa, Hıristiyanlıktaki bu olumsuz gelişmeler de ne kadar acıklı ve berbat olurlarsa olsunlar, Kutsal İncil'in, İsa'nın ve Tanrı'nın açıkladığı gerçekleri değiştiremezler. Tam tersine İncil'in sevgi müjdesinin insanın doğal yapısına ne denli karşıt olduğunu görürüz. Ayrıca hem İsa hem de öğrencileri, gerçeği seven insanları uyararak bu tür sapıklıkların gelecekte ortaya çıkarak birçoklarını saptıracaklarını önceden söylemişlerdir.

Tanrı'nın yeryüzündeki dönemler konusunda belirlediği tasarılar, tam oluncaya kadar hiçbir değişikliğe uğramadan birer birer devam edecektir. Tanrı, İsa'nın göğe gidip tekrar gelişi arasında geçen bu dönemde insanların tövbe ederek İsa ile ilgili kurtuluş müjdesine iman etmelerini saptamıştır. İsa'dan sonra Hıristiyan adı altında birçokları İncil'in öz mesajından ayrılarak her ne kadar İsa'yı lekeleyici işler yaptılarsa da, Tanrı'nın Kutsal Ruhu'yla dolarak Tanrı'yı yücelten, O'nun sevgi ve kurtuluş haberini gittikleri her yere duyuran imanlı kimseler sürekli çıkmıştır. Bu kimseler kendilerini İsa'nın eşsiz sevgisine bırakarak çevrelerine Tanrı'nın kutsallığı, merhameti ve gücünü yansıtmışlardır. Bu inanlı kimseler son derece alçakgönüllü bir yaşam sürdürerek İsa'nın izinden yürümüşlerdir.

İsa bizi öğrencisi olmaya çağırıyor, bir Hıristiyan olmaya değil. çünkü her Hıristiyan öğrenci değildir! Samimi olalım: Yeryüzünde İsa'dan başka günahsız, kusursuz, sevecen, fedakâr ve örnek alınmaya yaraşır başka bir mükemmel insan gösterilebilir mi? Bazıları İslam peygamberinin en günahsız ve en mükemmel insan olduğunu söylüyorlar. Oysa İslam kaynakları böyle bir inancı desteklememektedir. Kur'an'da Muhammed ile ilgili şu iki ayetten haberiniz var mı? Bu ayetleri Kur'an'dan bulmayı size bırakıyoruz. Biz sadece Sure ve ayet numaralarını vereceğiz. Konuyla ilgili görüşlerinizi bize bildirebilirsiniz:

 

1- Muhammet Suresi ayet 19; 2- Fetih Suresi ayet 1,2

 

Gerçeklere tarafsız bir şekilde yaklaşan herhangi bir insan, Kutsal Yazılar'daki derinlikleri açığa kavuşturan, insanların temel ihtiyaçlarına gerçek ve kesin çareler getiren ve Tanrı'yı anlayabileceğimiz bir şekilde anlatabilen İsa'dan başka hiç kimsenin yeryüzünde daha yaşamadığını kabul edecektir. çünkü Tanrı'nın çağlar süren tasarısı, doruğa İsa Mesih denen Kişi'de erişmiştir! Tanrı insan soyu için yapacağı en büyük kurtarış atılımını İsa Mesih'te yapmıştır. Bu açıdan İsa diğer kimselerle kesinlikle kıyaslanamaz! O, kendi kategorisinde tamamen rakipsizdir!

Evet, İsa inanlısı olmak yalnız İsa'ya ve Tanrı'ya ait olmak demektir. Bu nedenle bir meshebe, bir derneğe, bir tarikate üye olmaya çağrılmıyoruz. İsa, izleyicilerinin hiçbir zaman bir mezhep oluşturmalarını istememiştir. çünkü mezhepler dinsel birer örgüttürler ve yeryüzüne aittirler. Oysa Kutsal Ruh kurtuluş müjdesine inanan kimseleri Tanrı'ya getirerek O'nunla birleştirdi. O zaman inanlıları yöneten Tanrı'nın Kendisi olur. Bu daha iyi değil midir? Yüce Tanrı kararlarını Kutsal Kitap ve inanlıların yüreklerinde yaşattığı Kutsal Ruh aracılığıyla bildirir, onları güçlendirir, eğitir, teselli eder ya da gerekli durumlarda disiplin altına alır. Böylece O inanlıların göksel Babası olur.

İşte bu nedenledir ki gerçek Mesih inanlıları yersel bir kuruluş oluşturmaya gereksinim duymazlar. Kendilerine uygun yerlerde, genellikle evlerde, sevgi bağıyla bir araya gelerek gerçek bir dayanışma ve yardımlaşma oluştururlar. Politikayla ilgilenmezlerse de, sosyal adaletin uygulanmasında gözetmenlik ederler. Bu uğurda hem kendilerini hem de mallarını feda etmekten kaçınmazlar. Gerek kendilerinin, gerekse başkalarının ihtiyaçları için Tanrı'ya sürekli dua ederler. Tanrı'nın o eşsiz sevgi ve merhametini hayatlarında tecrübe ederler. Kendilerinin buna lâyık olmadıklarını bildiklerinden, bu inayeti ve sevgisi için Tanrı'ya durmadan şükrederler.

İşte Tanrı Sözü İsa'ya iman eden bir kimsenin Kutsal Ruh aracılığıyla ne gibi bir iman hayatı yaşayacağını böyle göstermektedir.

İnsan doğal olarak ve mantığına dayanarak günahlarından arınmak için dinsel işleri yerine getirmeye, yani iyilik ve sevap işlerine sarılır. Oysa Tanrı inanan kimseyi, isteğini yerine getirebilmesi için günahın yarattığı suçluluktan arındırmaktadır. Böylece günahından özgür olan inanlı artık Tanrı'yı hoşnut etme gücüne de kavuşmuştur.

Aynı yol üzerinde, ama farklı yönlerde yürüyen iki adam düşünelim. Birisi Tanrı'ya ulaşabilmek için kendini dinsel işlere vermiş ve çabalayıp durmakta; ötekisi ise İsa'nın haç üzerinde döktüğü kana iman etmekle günahlarından kurtulmuş ve Tanrı'ya kavuşmuş durumdadır. Tanrı'ya kavuştuğu için, O'nun kutsal isteğini yerine getirebilmek gücüne de sahip olmaktadır.

Evet sevgili arkadaş, İsa'ya iman etmek, bir Mesih inanlısı olmak, Tanrı'ya ve O'nun duyurduğu habere iman etmekle birlikte şu şeyleri yapmaktan geçer:

 

1- İsa'nın öğretişlerini ve İncil'i kaleme alan resullerin tanıklıklarını okumak ve bunalara iman ve itaat etmek,

2- Sadece İsa aracılığıyla sağlanan tam ve sonsuz aflığı istemek,

3- İncil'i her şeyde yetkili tek kaynak olarak kabul etmek.

 

Bunları yerine getiren kişi Tanrı'nın İsa'da hazırlayıp sunduğu kurtuluşun sevincini her gün yeni baştan yaşayacak, İsa'yı daha yakından tanımak isteyecek ve bütün bereket ve iyilikleri için Tanrı'ya teşekkür edecektir. Mesih inanlısı bunları mecburiyetle değil, ama büyük bir istek ve zevkle yapacaktır! Mesih inanlıları kendilerini her zaman, "Elçilerin öğretişine, beraberliğe (müşarekete), ekmek bölmeye ve duaya” adarlar. Birbirlerini desteklerler, sık sık bir arada bulunarak kurutuluş müjdesini çevrelerine duyururlar.

Görüleceği gibi İsa'nın ve İncil'in öz çağrısı farklı bir din düzenine, değişik ayinlere, başka bir mezhebe geçme çağrısından çok, tüm yürekten İsa'ya dönme ve O'na bağlanma çağrısıdır. İsa hem sizi hem de bütün insanları kendisine iman etmeye, öğretişlerini dinlemeye ve gücünü görmeye çağırıyor. Tam şu anda, siz bu satırları okurken O bu çağırısına devam ediyor. Sizi günahlarınızın getirdiği suçluluktan, sonsuz ölüm ve cehennem yargısından kurtarmak ve size sonsuz yaşam armağanını vermek istiyor. O'nun uzattığı bu güzel armağanı, armağanların en güzelini geri çevirmeyin.

İsa şöyle dedi: "İşte kapıda duruyor ve çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa ben içeriye (yüreğe) gireceğim...”

İsa yüreğinizin kapısında durmuş çalıyor. İsa'yı yüreğinize almak istiyorsanız, size şuna benzer bir dua öneririz:

"Ya Rab İsa, ben günahlı ve kayıbım. Kendi kendimi kurtaracak gücüm yok. Benim için yeryüzüne gelip benim çekmem gereken cezayı haç üzerinde ölmekle üzerine aldığın için Sana şükrederim. Hayatıma gir ve Rabbim ve Kurtarıcım ol. Amin.”

Bu duayı bütün yürekle onaylayarak söylemişseniz, İsa vermiş olduğu vaade göre hayatınıza girmiştir!

 

 


 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alışveriş Sepeti
Scroll to Top