Müjde Nedir?

Son zamanlarda müjdeci akım içerisinde, Hristiyanların Müjde’yi nasıl tanımlaması gerektiğiyle ilgili pek çok tartışma olmuştur. “Müjde yalnızca günahkârların tövbe ederek ve çarmıha gerilmiş Mesih’e iman ederek kurtulacağı mesajı mıdır yoksa çok daha kapsamlı bir şey midir?” Zaman zaman daha da şiddetli bir hale gelen bu tartışmada, bir taraf öteki tarafı Müjde’yle ilgili indirgeyici bir bakış açısına sahip olmakla suçlarken, diğer taraf da onları Müjde’yi sulandırmak ve kiliseyi Tanrı’nın kendisine verdiği görevden uzaklaştırmakla suçluyor.

Bana kalırsa, bu karışıklığın bir kısmını bazı dikkatli gözlemlerde bulunarak çözebiliriz. Bence burada tartışmakta olan iki taraf da -Müjde’nin, Tanrı’nın İsa’nın ölümü aracılıyla günahkârları kendiyle barıştırması olduğunu söyleyenler (bunlara “A” grubu diyelim) ve Müjde’nin, Tanrı’nın İsa aracılığıyla bütün dünyayı yenileyip yeniden yaratacak olması olduğunu söyleyenler (“B”)- ayrı telden çalıyor. Başka bir deyişle, bence A ve B grupları aynı soruya cevap vermiyorlar. Elbette iki taraf da “Müjde nedir?” sorusuna yanıt verdiğini söylüyor ve aradaki gerilimin de sebebi bu. Ama biraz dikkatli bakarsanız, bence sizler de göreceksiniz ki, iki taraf da Kutsal Kitap’la alakalı olan iki farklı soruya cevap vermekte.

Bu iki soru şöyledir:

  • Müjde nedir? Başka bir deyişle, bir insanın kurtulmak için hangi habere inanması gerekir?

Ve

  • Müjde nedir? Başka bir deyişle, Hristiyanlığın iyi haberinin tamamı nedir?

A grubundan biri kişi “Müjde nedir?” sorusunu duyduğunda, buradan “Bir insanın kurtulmak için hangi habere inanması gerekir?” anlamını çıkartmaktadır. Bu nedenle de buna, İsa’nın günahkârlar yerine ölümünden ve bizlere yapmakta olduğu tövbe ve iman çağrısından bahsederek cevap verir.

B grubundan bir kişi “Müjde nedir?” sorusunu duyduğundaysa, “Hristiyanlığın iyi haberinin tamamı nedir?” dendiğini düşünmektedir. Bu nedenle de buna, Tanrı’nın Mesih aracılığıyla dünyayı yenileme amacından bahsederek cevap verir.

Bu iki grup arasında neden tartışma çıkacağını anlayabilirsiniz. Birinci soruyu yeni yaratılışla ilgili konuşarak cevaplarsanız, insanlar doğal olarak cevabınızın çok geniş olduğunu ve çarmıhı Müjde’nin merkezinden uzaklaştırdığınızı söyleyecektir. Kutsal Yazılar’da bahsi geçen insanlara, “Kurtulmak için ne yapmam gerekir?” diye sorulduğunda, aldıkları cevap günahlarından tövbe etmeleri ve İsa’ya inanmaları gerektiğiydi. Gelmekte olan yeni yaratılışla ilgili bir konuşma değildi.

Ama yine de Müjde’den bahsederken, Kutsal Kitap’ın zaman zaman (hatta sık sık) yeni yaratılıştan bahsettiği de doğrudur. Dolayısıyla, ikinci soruyu sadece İsa’nın günahkârlar yerine ölümüyle cevaplamak ve bunun dışındaki her şeyin Müjde’nin tanımının dışında yer aldığını söylemek de, çok dar bir bakış olacaktır. Böyle söylemek, bedenin dirilişi, Yahudiler ve diğer ulusların birleşmesi, yeni gök ve yeni yeryüzü vb. daha birçok vaadin, Kutsal Kitap’taki Hristiyanlığın “iyi haberinin” dışında kaldığını söylemek olur.

Anlamamız gereken şu ki, iki sorunun da hiçbiri yanlış değildir ve hiçbiri bir diğerine kıyasla Kutsal Kitap’a daha uygun değildir. Kutsal Kitap, bu iki soruyu da yöneltmekte ve ikisini de cevaplamaktadır. Sizlere bu soruların neden Kutsal Kitap’a uygun ve geçerli sorular olduğunu düşündüğümü, Kutsal Yazılar’la göstermeme izin verin.

Okudukça görüyorum ki, Kutsal Kitap “müjde” kelimesini iki farklı, ancak birbiriyle yakından bağlantılı şekilde kullanıyor. Bazen “Müjde”yi geniş anlamda, Tanrı’nın Mesih’te gerçekleştirmeyi amaçladığı bütünvaatleri kastederek kullanıyor. Yani yalnızca günahların bağışlanmasından değil, aynı zamanda krallığın ve yeni gök ve yeni yeryüzünün kurulması gibi geri kalan birçok şeyden bahsediyor. Ancak başka zamanlarda da Kutsal Kitap, “Müjde”yi çok daha dar bir anlamda, yani özellikle Mesih’in yerimize ölmesi ve dirilmesiyle günahların bağışlanmasını açıklarken kullanıyor. Müjde’nin bu şekilde geçtiği yerlerde, geniş ölçüdeki vaatleri pek görmüyoruz.

Kanımca bu konuyla ilgili en net örnekleri görebileceğimiz, Kutsal Kitap’ın “müjde” kelimesini dar anlamda kullandığı yerler şunlardır:

  1. Elçilerin İşleri 10:36-43: “Tanrı’nın, herkesin Rabbi olan İsa Mesih aracılığıyla esenliği müjdeleyerek İsrailoğulları’na ilettiği bildiriden haberiniz vardır…  Peygamberlerin hepsi O’nunla ilgili tanıklıkta bulunuyorlar. Şöyle ki, O’na inanan herkesin günahları O’nun adıyla bağışlanır.”

Petrus, kendisinin vaaz ettiği Müjde’nin, “İsa Mesih aracılığıyla esenlik” olduğunu söylüyor. Bununla iyi haberin özellikle, “O’na inanan herkesin günahları”nın “O’nun adıyla” bağışlanması olduğunu kastediyor.

  • Romalılar 1:16-17: “Çünkü Müjde’den utanmıyorum. Müjde iman eden herkesin –önce Yahudiler’in, sonra Yahudi olmayanların– kurtuluşu için Tanrı gücüdür. Tanrı’nın insanı akladığı, Müjde’de açıklanır. Aklanma yalnız imanla olur. Yazılmış olduğu gibi, “İmanla aklanan yaşayacaktır.”

Pavlus, Müjde’yi “kurtuluş” kavramıyla ve Tanrı’nın doğruluğunun iman aracılığıyla bize gösterilmesiyle açıklıyor. Kitabın kalanında daha da açıkça görülmektedir ki, Pavlus burada günahların iyi işler yoluyla değil, iman yoluyla bağışlanması (aklanma) hakkında konuşmaktadır. Pavlus’un Romalılar mektubunda odaklandığı nokta, gelecek olan egemenlik değil, kişinin nasıl bu egemenliğin bir parçası olacağıdır. Buna “Müjde” demektedir.

  • 1. Korintliler 1:17-18: “Çünkü Mesih beni vaftiz etmeye değil, Mesih’in çarmıhtaki ölümü boşa gitmesin diye, bilgece sözlere dayanmaksızın Müjde’yi yaymaya gönderdi. Çarmıhla ilgili bildiri mahva gidenler için saçmalık, biz kurtulmakta olanlar içinse Tanrı gücüdür.”

Pavlus’un vaaz etmek üzere gönderildiği Müjde, “çarmıhla ilgili bildiri”dir.

  • 1. Korintliler 15:1-5: “Şimdi, kardeşler, size bildirdiğim, sizin de kabul edip bağlı kaldığınız Müjde’yi anımsatmak istiyorum. Size müjdelediğim söze sımsıkı sarılırsanız, onun aracılığıyla kurtulursunuz. Yoksa boşuna iman etmiş olursunuz. Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim: Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi. Kefas’a, sonra Onikiler’e göründü.”

Pavlus’un bildirdiği ve onların da kabul ettiği Müjde, “Mesih günahlarımıza karşılık öldü… gömüldü… (ve) dirildi” haberiydi. Devamında geçen Mesih’in görünümleriyle ilgili anlatılar “Müjde”nin birer parçası olarak algılanmamalı, sanki birisine Müjde’yi anlatırken eğer İsa’nın Petrus’a, Onikiler’e ve Yakup’a göründüğünü anlatmazsak, onlara Müjde’yi anlatmış olmayacakmışız gibi düşünülmemelidir. Bu anlatılar, dirilişin gerçek ve tarihi bir olay olduğunu anlatmak için oradadırlar.

Kutsal Kitap’ın “müjde” kelimesini geniş anlamda kullandığı, kanımca bu konuyla ilgili en net örnekleri görebileceğimiz yerlerse şunlardır:

  1. Matta 4:23: “İsa, Celile bölgesinin her tarafını dolaştı. Buralardaki havralarda öğretiyor, göksel egemenliğin Müjdesi’ni duyuruyor, halk arasında rastlanan her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu.”

Burası Matta’nın yazılarında, “Müjde” kelimesinin kullanıldığı ilk yerdir ve dolayısıyla da bu noktada kelimenin biraz daha derinlik içermesini beklemek yanlış olmaz. İsa’nın vaaz ettiği Egemenlik Müjdesi’nin içeriğini anlamak için, geriye dönüp 17. ayete, “egemenlik” kelimesinin ilk kez geçtiği yere bakmamız gerekiyor. Bu ayette, İsa vaaz ederken şöyle demekte: “Tövbe edin! Çünkü Göklerin Egemenliği yaklaştı.”

İsa’nın vaaz ettiği Egemenlik Müjdesi’nin mesajı şuydu: a) Göklerin Egemenliği yaklaştı ve b) tövbe edenler oraya girebilirler.

  • Markos 1:14-15: “Yahya’nın tutuklanmasından sonra İsa, Tanrı’nın Müjdesi’ni duyura duyura Celile’ye gitti. “Zaman doldu” diyordu, “Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!”

İlk ayeti saymazsak, burası Müjde kelimesinin Markos’un yazılarında geçtiği ilk yerdir. İsa’nın duyurduğu “Tanrı Müjdesi” şuydu: “Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!”

Tanrı Müjdesi’nin mesajı şuydu: a) Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı ve b) tövbe ve iman edenler oraya girebilirler.

  • Luka 4:18-19: “Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara Müjde’yi iletmek için meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için,
    ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için beni gönderdi.”

İsa’nın hizmetine başlarken kullandığı Eski Antlaşma ayeti budur. “İyi haber” ifadesi, Yeşaya 61’de de kullanıldığı şekliyle, bence Tanrı’nın her şeyi çevreleyen egemenliğinin kurulmasını kastediyor.

  • Elçilerin İşleri 13:32: “Biz de size Müjde’yi duyuruyoruz: Tanrı İsa’yı diriltmekle, atalarımıza verdiği sözü, onların çocukları olan bizler için yerine getirmiştir…”

38. ayet, Pavlus’un getirdiği iyi haberin, “bu adam” aracılığıyla gelen günahların bağışlanması olduğunu çok açık bir şekilde aktarmakta. Ancak aynı zamanda 32. ayet “iyi haber”in, Tanrı’nın “İsa’yı diriltmekle, atalarımıza verdiği sözü, onların çocukları olan bizler için yerine getirmesi” olduğunu söylüyor. Elbette Tanrı’nın atalara vermiş olduğu ve şu an İsa’da tamamlanan vaatler, günahların bağışlanmasını da kapsıyordu ama yalnızca bununla sınırlı değillerdi.

Dolayısıyla dikkatli bir şekilde Yeni Antlaşma’ya baktığımızda, Müjde kelimesi hem geniş hem de dar anlamıyla kullanılıyor gibi görünüyor. Geniş anlamıyla Müjde, Matta 3, Markos 1, Luka 4 ve Elçilerin İşleri 13’te, İsa’nın yaptıkları aracılığıyla bize verilen tüm vaatlere gönderme yapmaktadır. Yani sadece günahların bağışlanmasını değil, aynı zamanda diriliş, Tanrı’yla ve diğer insanlarla barışma, kutsallaşma, yüceltilme, gelmekte olan Egemenlik, yeni yeryüzü vb. bütün vaatleri içerecek şekilde kullanılmıştır. Bu gibi yerlerde “Müjde” kelimesiyle, İsa’nın yaşamı ve yaptıkları aracılığıyla bizler için güvence altına alınmış olan Tanrı’nın bütün vaatlerinin kastedildiğini söyleyebiliriz. Bu geniş anlama, Egemenlik Müjdesi diyebiliriz. Dar anlamdaysa Müjde, Elçilerin İşleri 10, Romalılar kitabının tamamı, 1. Korintliler 1 ve 1. Korintliler 15’te kullanılmıştır. Buralarda Müjde’den kastedilen, İsa’nın bizim için ölmesi, dirilmesi ve insanları tövbe edip kendisine iman etmek üzere çağırmasıdır. Bu daha dar anlamaysa Çarmıh Müjdesi diyebiliriz.

İki noktayı açığa kavuşturmama izin verin. Birincisi, Müjde’nin geniş kullanımı mecburen dar anlamı içermektedir. Matta ve Markos’taki örneklere bakın. İsa bazılarının dediği gibi sadece gelecek olan egemenliği ilan etmiyor. Egemenliğin ortaya çıktığını duyuruyor ve aynı zamanda bu egemenliğe nasıl gireceğimizi de bize söylüyor. Dikkatlice bakın: İsa, “Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı!” diyerek Müjde’yi vaaz etmedi, “Tanrı’nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!” diyerek Müjde’yi vaaz etti. Bu detay hayati önem taşımakta ve Müjde’yi, Müjde olmayandan ayırmaktadır. Egemenliğin ortaya çıkışını, yeni yaratılışı ve geri kalan her şeyi söyleyip insanların bunlara nasıl dahil olabileceğini anlatmamak (tövbe ederek ve Mesih’e ve aklayan ölümüne iman edip günahlarından bağışlanarak), Müjde olmayan bir şeyi vaaz etmek olur. Hatta, bu kötü bir haberi vaaz etmek demektir çünkü bu şekilde insanlara, bu yeni yaratılışın bir parçası olmak adına hiçbir umut vermemiş oluyorsunuz. Egemenlik Müjdesi, sadece egemenliğin ilanından ibaret değildir. Hem egemenliğin hem de insanların ona tövbeyle ve Mesih’e imanla girebileceğinin bir arada duyurulmasıdır.

İkinci olarak da yine açıkça belirtmek gerekiyor ki, Yeni Antlaşma’nın “Müjde” olarak tanımladığı şey, dar anlamıyla, Mesih aracılığıyla günahlarımızın bağışlanması haberidir. Bu nedenle, “Mesih aracılığıyla günahlarımızın bağışlanması hakkında vaaz ediyor ve Tanrı’nın dünyayı yeniden yaratma amacını söylemiyorsanız, Müjde’yi de paylaşmış olmuyorsunuz” gibi şeyler öne sürenler, yanlıştırlar. Hem Pavlus hem de Petrus (yukarıdaki örneklerde geçtikleri için bu iki ismi kullanıyorum), insanlara İsa’nın yerimize ölmesi aracılığıyla günahların bağışlandığını vaaz ettiklerinde, gönül rahatlığıyla gerçekten de “Müjde”yi paylaştıklarını biliyorlardı, nokta.

Yeni Antlaşma’nın, “Müjde” kelimesini hem geniş hem de dar anlamda kullandığı doğruysa, peki biz bu iki anlam arasındaki, yani Egemenlik Müjdesi ve Çarmıh Müjdesi arasındaki ilişkiyi nasıl ele almalıyız? Bir sonraki sorumuz budur ve bunu cevapladığımızda, kafamızdaki bazı çok önemli soruların netlik kazanacağını düşünüyorum.

Egemenlik Müjdesi ve Çarmıh Müjdesi birbiriyle nasıl ilişkilidir? Egemenlik Müjdesi’nın Çarmıh Müjdesi’ni mecburen kapsadığını söylemiştim. Ama daha da detaya inecek olursak, Çarmıh Müjdesi Egemenlik Müjdesi’nin sadece bir parçası mıdır yoksa bundan çok daha mı fazlasıdır? Onun merkezinde midir, yanı başında mıdır, özünde midir ya da başka bir şey midir? Peki Yeni Antlaşma yazarları “Müjde” kelimesini, neden Müjde’nin geniş anlamına dahil olan diğer vaatler yerine, özellikle Mesih aracılığıyla günahların bağışlanması vaadi için kullanmaktadırlar? Neden Pavlus’un hiçbir zaman, “Paylaştığım Müjde şu ki, insanlar artık birbirleriyle barış içerisinde olabilirler!” dediğini görmüyoruz?

Çarmıh Müjdesi’nin, Egemenlik Müjdesi’nin sadece bir parçasından ibaret olmadığını anladığımızda, tüm bu soruların yanıtını da bulabileceğimizi düşünüyorum. Daha ziyade Çarmıh Müjdesi, Egemenlik Müjdesi’nin giriş kapısı, kaynağı ve hatta tohumudur. Bütün Yeni Antlaşma’yı okuyun ve hep bir ağızdan vurgulanan şu duyuruyu hemen görürsünüz: bir insan egemenliğin sunduğu o geniş vaatlere, Mesih’in ölümü aracılığıyla günahlarından bağışlanmadığı sürece ulaşamaz. Vaat nehrinin kaynağı bu noktadır.

İşte bence bu yüzden, Kutsal Kitap yazarları bağışlanma, aklanma, diriliş, yeni yaratılış ve diğer her şeyin toplamına “Müjde” derken, bir yandan bu kaynağa da “Müjde” demeleri doğrudur. Çünkü Müjde’nin geniş anlamdaki bereketlerine, yalnızca dar anlamı aracılığıyla (kefaret, bağışlanma, iman ve tövbeyle) ulaşılabilir. Ayrıca bu bereketler bu sayede asla kaybedilemeyecek bir şekilde alındığı için, Yeni Antlaşma yazarlarının giriş kapısı, tohum ve nehrin kaynağı niteliğinde olan bu vaade “Müjde” demesi son derece yerindedir.

Aynı zamanda Yeni Antlaşma’nın bu kaynağa “Müjde” demesi ve geri kalan vaatler toplamının içerisindeki tek bir vaade “Müjde” dememesi de isabetli bir şeydir. İnsanların birbiriyle barışmasına “Müjde” demiyoruz. Yeni gök ve yeni yeryüzüne de “Müjde” demiyoruz. Oysa kefaret aracılığıyla kavuştuğumuz bağışlanmaya “Müjde” deriz çünkü geri kalan her şeyin kaynağı ve giriş kapısı budur.

Bu durumun bazı önemli sonuçları vardır.

İlk olarak, şunu bir daha söylemek faydalı olacaktır: “Müjde, egemenliğin ilan edilmesidir” diyenler, yanlıştırlar. Müjde, egemenliğin ilan edilmesi değildir; Müjde (geniş anlamda), egemenliği ona nasıl girileceğini de söyleyerek ilan etmektir.

İkinci olarak, Çarmıh Müjdesi’nin bir şekilde Müjde olmadığını veya idare eder bir müjde olduğunu söylemek yanlıştır. Cevap aranan soru, “Bir insanın kurtulmak için hangi habere inanması gerekir?” sorusu olduğu sürece, Çarmıh Müjdesi jde’dir. İsa, Pavlus ve Petrus böyle demektedir. [1]

Üçüncüsü, Egemenlik Müjdesi’nin gerçek Müjde’ye eklemeler yaptığını veya gerçek Müjde’den uzaklaştığını söylemek de yanlıştır. Cevap aranan soru, “Hristiyanlığın iyi haberinin tamamı nedir?” sorusu olduğu sürece, Egemenlik Müjdesi Müjde’ye bir şey eklemek değil, jde’dir. İsa, Pavlus ve Petrus böyle demektedir.

Dördüncüsü, bir kişiye sadece iyi şeyler yaptığı veya deyim yerindeyse “İsa’yı takip ettiği” için Hristiyan demek yanlıştır. Hristiyan olmak ve egemenliğin bereketlerine ortak olmak için, önce kapıdan girmeniz, yani Mesih’e iman etmeniz, günahlarınızdan bağışlanmanız ve kefaretinizin ödenmesi gerekir. John Bunyan Çarmıh Yolcusu adlı kitabında, Bay Şekilci ve İki Yüzlü karakterleriyle ilgili bir hikâye anlatır. Hristiyan (kitaptaki ana karakter), Göksel Şehir’e giden yolda bu iki karakterle karşılaşır. Hristiyan gibi onlar da Göksel Şehir’e gitmekte olduklarını söylerler. Ancak Hristiyan fark eder ki, onlar Dar Kapı’dan girmek yerine, yola duvardan atlayarak ulaşmışlardır. Neticede, bu yolda ne kadar iyi giderlerse gitsinler, bu iki kişi Hristiyan değildir. Karakterleri biraz değiştirmek gerekirse, dışarıdaki birçok insanın da günlük hayatta karşılaştıkları Bay İsa Takipçisi’nin ve Bayan Egemenlik Hayatı Yaşayan’ın Hristiyan olmadığını anlaması gerekir. Bu kişiler, eğer çarmıhtaki İsa’ya tövbeyle ve imanla gelip bu şekilde günahlarından bağışlanmadılarsa, Hristiyan değildirler. Bir kişi “İsa gibi yaşama” olayını istediği kadar gerçekleştirebilir ama kefaretin, imanın ve tövbenin Dar Kapısı’ndan geçmeyen kişi, Mesih’e gerçekten gelmemiştir. Sadece duvardan atlamıştır.

Beşincisi, Hristiyan olmayan bir kişinin “egemenlik işi” (egemenlik için yapılan iyi iş) yapıyor olduğunu söylemek yanlıştır. Hristiyan olmayan bir kişinin dünyada barış ve adalet için çalışması iyi bir şeydir ama yaptığı iş, egemenlik işi değildir çünkü o işi Kral’ın adıyla yapmamaktadır. C. S. Lewis hatalıydı. Tash’ın adıyla (Narnia Günlükleri’ndeki kötülük tanrısı) işler yapıp Aslan’ın (aynı serideki Yaratan Kral) mutlu olmasını bekleyemezsiniz.

Altıncısı, her merhamet hizmetinin asıl hedefi, ister bireysel bir hizmet isterse de kilise hizmeti olsun, dünyayı dar kapıya yönlendirmektir. Bu konuya dair birçok şey söylenebilir ama tam anlamıyla kavrandığında, bu noktanın, müjdecilik hizmeti açısından güçlü bir motivasyon kaynağı olacağına ve dünyaya karşı da etkili bir tanıklık vereceğine inanıyorum. Örneğin, İsa’nın adıyla bir berber dükkânını yenilediğinizde, dükkân sahibine şöyle demelisiniz (uzun bir paragraf olmasın diye kısa ve sert bir şekilde yazıyorum): “Bak, ben bunu güzelliği, düzeni ve esenliği seven bir Tanrı’ya hizmet ettiğim için yapıyorum. Kutsal Kitap, bir gün Tanrı’nın dünyayı yeniden yaratacağını ve hiçbir boyanın eskimeyeceği ve hiçbir ağacın ölmeyeceği bir egemenlik kuracağını söylüyor ve ben de buna inanıyorum. Ama (asıl konuya burada geliyoruz) bence sen bunun bir parçası olmayacaksın. Sebebi de günahın. Tabii eğer tövbe edip Mesih’e inanmazsan.” Eğer berber dükkânını yeniler ve bu kişiye sadece gelmekte olan egemenliği anlatırsanız, Müjde’yi tam paylaşmamış olursunuz. Egemenlik Müjdesi, egemenliği ona nasıl girileceğini de söyleyerek ilan etmektir.

Yedincisi, daha önce de söylediğim gibi, günümüzde teolojik çizgileri olmadan insanlara ulaşmaya çalışan müjdeci kiliselerdeki birçok kişi, Müjde’lerinin ne kadar çarpıcı olduğunu iddia etmelerine rağmen, Müjde’nin asıl çarpıcı olan kısmını kaçırmışlardır. İsa’nın kral olması ve sevgi ve merhamet egemenliğini kurmuş olması, aslında hiç de sandıkları kadar şaşırtıcı ve çarpıcı değildir. Bunun bir gün olacağını her Yahudi biliyordu. Asıl çarpıcı olan şey, Daniel’deki İnsanoğlu’nun, Davut soyundan gelecek olan Mesih’in ve Yeşaya’daki Acı Çeken Kul’un aynı adam çıkması ve bu Mesih-Kral’ın halkını kurtarmak için ölmesidir. Dahası, Çarmıh Müjdesi’yle Egemenlik Müjdesi’ni neticede birbiriyle bağladığımız nokta budur. İsa sadece Kral değil, aynı zamanda Çarmıha Gerilmiş Kral’dır. Yukarıda bahsettiğim kiliselerin çarpıcı olarak sunduğu şeyler, bunun yanında hiç de çarpıcı değildir. Sadece sıkıcıdır.

Sekizincisi, bütün bunlar bizi şu sonuca ulaştırıyor: müjdeleme hizmetlerinin ve pastörlük hizmetlerinin çağımızdaki odak noktası Çarmıh Müjdesi olmalıdır. Nitekim bütün nehrin kaynağı, geniş Egemenlik Müjdesi’nin giriş kapısı burasıdır. Çünkü insanları Çarmıh Müjdesi’ne yönlendirmediğimiz sürece, geri kalan her şey ulaşılması imkânsız bir hal alacak ve hatta kötü haber olacaktır. Ayrıca Tanrı’nın, bu çağda dünyadaki bütün insanlara yönelttiği buyruk şudur: “Tövbe edin ve inanın.” Hem geniş hem de dar anlamıyla, Müjde’nin içerisinde yalnızca tek bir buyruk vardır: “Tövbe edin ve inanın.” Yaşadığımız bu çağda, insanlara düşen en büyük yükümlülük budur ve bu yüzden vaazlarımızın odak noktası da bu olmalıdır.

Greg Gilbert


[1] İsa bize aktarılan sözlerinde net bir şekilde “Müjde” kelimesini kullanmasa da, Çarmıh Müjdesi’ni çok açık bir şekilde vaaz etmektedir (örneğin Markos 10:45’te). Genel olarak bir not düşmemiz gerekirse, Kutsal Kitap’ta geçen kelimeleri derinlemesine çalışmak her ne kadar yararlı olsa da, Müjde’yi katı bir şekilde yalnızca kelime olarak geçtiği yerlere bağlamamalıyız. Yoksa Yuhanna’nın asla Müjde’den bahsetmediğini söylememiz gerekir çünkü kendisi Yeni Antlaşma’daki yazılarında hiçbir zaman bu kelimeyi kullanmamıştır.


Tüm içerikler aksi belirtilmedikçe Müjde Birliği’ne aittir. Kişisel amaçlar veya ticari olmayan amaçlar dahilinde, bu içerikleri özgürce kullanabilir, paylaşabilir ve çoğaltabilirsiniz. Ancak yazılı içeriğin çevrimiçi yayınlandığı durumlarda, şu şekilde asıl makaleye gönderme yapan bir ibare eklenmesi gerekmektedir:

(c) Müjde Birliği. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz: https://mujdebirligi.com/makaleler/mujde-nedir-2/

Shopping Cart
Scroll to Top